Ağaçların önemi ile ilgili atasözü ve özdeyişler bulunuz. Bunların anlamlarını öğreniniz.

Ağaçların önemi ile ilgili atasözü ve özdeyişler bulunuz. Bunların anlamlarını öğreniniz.


Ağaçların Önemi ile İlgili Atasözü ve Anlamları

Ağaçlı köyü su basmaz atasözünün anlamı: Bildiğiniz gibi ağaçlar toprak kaymasını önleyen en değerli varlıklardır. Bu yüzden bir köyün çevresinde çok sayıda ağaç varsa orayı su basmaz. Ağaçlar suyu emer, toprak kaymasına engel olur.

Ağacı kurt insanı dert yer atasözünün anlamı: Bir ağacın içinde kurt varsa, o kurt ağacı çürütür. İnsanların çürüten yani güçsüz durma düşüren de yaşadıkları dert ve sıkıntılardır.

Yaş (ağaç) kesen baş keser atasözünün anlamı: Yaş demek yeşil sözcüğünün köküdür. Yeşil yaşsıl kelimesinden türemiştir. Yeşil denilince ağaçlar kastedilir. Yani yeşili(ağacı) kesen bir kimse, adam öldürmüş gibi büyük bir suç işlemiş demektir.

Ağaç yaprağı ile güzeldir (gürler): Bir ağaca güzle görünüm kazandıran en önemli etken yapraklarının olmasıdır. İnsanlar için de durum böyledir. İnsanın çevresi genişse, güvenilir, samimi, iyi niyetli dostu olan insan güzel insandır anlamında kullanılan bir atasözüdür.

Ağaca beşikten mezara kadar muhtacız atasözünün anlamı: Ağaç insanın bütün hayatı boyunca muhtaç olduğu bir varlıktır. Öyle ki ağaç olmadan evlerimizi yapamayız, kitaplar, defterler üretilemez, erozyon önlenemez, teneffüs ettiğimiz hava temiz olamaz.

Ağaçların Önemi ile İlgili Özdeyişler ve Anlamları

İyi bir ağaca sarılan, gölgesiz kalmaz. Miguel de Cervantes
İyi bir ağaç demek sırtımızı güvenle dayayacağımız bir kişi, demektir.  Bu kişi annemiz olabilir, babamız veya samimiyetine güvendiğimiz bir büyüğümüz olabilir. Yani hayat her şeyin altından tek başımıza kalkamayız, Arkamızda duran bize destek olan bir kişi varsa o zaman hayatın üzerimizdeki yükü hafifler anlamındadır.

Ağaçların, çiçekler gözü, kuşlar dilidir. Cenap Şahabettin

Ağalar büyüyerek göğe doğru uzanır. Daha sonra ağaçlar açtığı, ekler sayesinde çevresinde olan biteni seyre durur. Kuşlar da ağaçlara yuva yapar ve öter. Bu yüzden bir ağaca çiçekler ve kuşlar canlılık katar. Kuşlar öterek ağaçların dili olurlar.


Geç yetişen ağaçlar en iyi yemiş verenlerdir (Moliere) özdeyişinin anlamı:


Geç yetişen ağaç olgunlaşmış, kendini geliştirmiş bir ağaç demektir. Yani tecrübe sahibi kişiler kastedilmektedir. Olgun yaştaki insanlar hayat dair pek çok şey öğrenmiş olurlar, yani hata yapma ihtimali azdır onların. Çünkü onlar çok şey yaşamış, görüştür. Bilgi birikimleri iyidir. Onlar işlerinde daha verimli ve başarılı olur.

Ölüm ile İlgili Deneme Yazisi

Ölüm ile İlgili Deneme Yazısı (Kompozisyon)

Ölümün yüzü her ne kadar soğuk olsa da ölüm dünyanın gerçeğidir. Bizler dünyaya kalıcı olarak gelmiyoruz. Vakti geldiğinde bir gün bu dünyadan göçeceğiz. Kimse ölmek istemiyordur, canlar tatlıdır ancak ölüme bir çare de yoktur. bir gün bizlere de uğrayacak ölüm. O zaman her şeyi geride bırakmış olacağız. Toprak altı bekleyecek bizi. Bundan dolayı toprak altı dendiğinde her zaman aklıma ölüm gelir.

Dünya hayatımız gelip geçicidir. Bu yüzden herkesle güzel bir arkadaşlık ilişkisi için iyi geçinerek yaşamalıyız. Kalp kırmanın, gönül yıkmanın hiçbir anlamı yoktur. Yani sevgi, saygı, kardeşlik içinde yaşamak en doğrusudur diye düşünüyorum. Bu dünyadaki süremizi tamamladığımızda sevdiklerimizi, ailemizi, arkadaşlarımızı geride bırakarak ahirete yolculuk yapacağız. Aslında böyle şeyler yazmak insana acı veriyor ama ölüm gerçeğini de unutmamak lazım gelir.

Ölünden kaçışımız yoktur. Asıl hayat ölümden sonra başlıyor. Bu noktada ölüm bir son değil, yeni bir başlangıçtır. O yüzden ahirete yatırım yapmak gerekiyor. Dünya hayatı biz insanlar için bir sınav merkezidir. Bu dünyada hepimiz bir imtihana tabiyiz. Her zaman mutlu olmayacağız. Bazen acılar yakamızı bırakmayacak. Asıl önemli olan dünyanın gelip geçici olduğunu düşünerek, hareket etmektir. Kimi insanlar sanki hiç ölmeyecekmiş gibi bir tutum içindedir. Aslında böyle bir bakış açısı çok yanlıştır.


Günlük hayatımızda ölümü anlatan bazı hikayeler okuyoruz. Onlardan etkileniyoruz. Şöyle biraz düşünüyoruz. Ben neler yaptım, ne günahlar işledim diye kendimizi sorguluyoruz. Bütün bunlar ölümün bize hissettirdiği duygulardır. Bazen ölüm korkusundan ötürü ölüm ile ilgili pek bir şey düşünmek veya konuşmak istemiyoruz. Çünkü ölüm, insanı korkutuyor. Her ne kadar kaçsak da, ölüm korkusu bazen içimizi sarsa da ölümden öteye yol yoktur. Ayette de belirtildiği gibi her canlı ölümü tadacaktır.

Sadece Nesne ve Yüklemden Oluşan Cümleler

Sadece Nesne ve Yüklemden Oluşan Cümleler

Aşağıdaki cümlelerde altı çizili bölümler nesne, diğer kelime ise yüklemdir. Neyi ,kimi sorularının cevabı belirtili nesne olur. Özneyi bulduktan sonra ne sorusunun cevabı da belirtisiz nesne olur. Ancak bu cümlelerde gizli özne kullandım. Çünkü sadece nesne ve yüklemden oluşan cümlelere örnekler yazdım.


Arkadaşımın kaybolan saatini buldum. (yüklem)
Belirtili nesne

Çay bardağını düşürdüm. (neyi? çay bardağını)
Kar yağışını seyrettim. (neyi? kar yağışını)
Uzun süren bu tren yolculuğunu unutamam. (neyi?)
Onun aramızdan ayrılışını düşünüyorum.

Cümlenin ögeleri konusunu anlamışlar.(belirtili nesne)

Hayatımdaki en değerli insanı kaybettim. (kimi? hayatımdaki en değerli insanı, belirtili nesne)
Kitabın içeriğini okumuş.
Hasan'ın öyküsünü dinledik.
Onu ne kadar düşündüğümü görmüyor.
Havanın karardığını anlamadım.
Maç saatini hatırlayamamış.
Çağlayıp akan suyun şırıltısını dinliyorum.
Kazanın üzerinden birkaç gün geçtiğini söylemedik.
Çalar saatin sesini fark ettim.
Korkunç bir rüya gördüm. (ne gördüm? korkunç bir rüya, belirtisiz nesne)

Yalan konulu bir hikaye yaziniz.

İçinde aşağıdaki atasözlerinden en az birinin geçtiği “yalan” konulu bir hikâye yazınız. Hikâyenizde hayalî unsurlara da yer veriniz. Yalancının mumu, yatsıya kadar yanar. Yalancının evi yanmış, kimse inanmamış. Ardıcın közü olmaz, yalancının sözü olmaz.

Yalan Konulu Hikâye

Doğukan okul bahçesinde arkadaşlarıyla oynarken bir saat buldu. Saati sessizce yerden alarak cebine koydu. Oyundan çıkıp bir kenara gitti. Saati çok beğendi. Kimseye söylemek istemiyordu. Neyse teneffüs bitti, herkes sınıfa girdi. Öğretmen gelince aynı sınıfta okuyan Mert öğretmenine saatinin kaybolduğunu söyledi. Öğretmen sınıfa sordu, saati gördünüz mü falan diye. Herkes bilmiyoruz hocam diyerek yanıt verdi. Doğukan da haberi olmadığını görmeğini söyledi. Doğukan aslında yalan söylemiş oldu. Ama koluna taktığında herkes anlardı. Bu yüzden aklına yalancının mumu yatsıya kadar sözü geldi. Kısa bir süre böyle düşündükten sonra dersi dinlemeye devam etti.

Okul bittiğinde Doğukan hemen eve gitti. Annesine saat bulduğunu söyledi. Annesi de öğretmenine verseydin, kimin olduğunu öğrenir, ona geri verirdi, dedi. Doğukan da aslında öğretmenin sorduğunu fakat yalan söylediğini anlattı. Annesi ona, yalan söylemenin ne kadar kötü bir davranış olduğunu anlattı. Bu konu üzerine kısa bir konuşma yaptı oğluna. Yarın okula gider gitmez hemen saati arkadaşına teslim etmesi gerektiğini söyledi. Akşam olmuştu artık. Doğukan yalan söylediği için pişman olmuştu.

Okula gidince hemen arkadaşına koştu ve ona saatini geri verdi. Ayrıca arkadaşından özür diledi. Daha sonra öğretmeninin yanına giderek, saati çok beğendiği için yalan söylemek zorunda kaldığını anlattı. Öğretmen de ona bu dürüstlüğü için teşekkür etti. Hatta Doğukan’a aynı saten alarak hediye etti. Doğukan çok mutlu oldu. Budan sonra bir daha yalan söylemeyeceğine dair öğretmenine söz verdi.