Esin kaynağı olması için bu yazımızda sessizlik ile ilgili kompozisyon hakkında kısa bir yazı yazacağız.

İnsan için sessizlik bazen bir sığınaktır. İşten yorgun argın eve gelince ya da kalabalıktan, gürültüden başımız şişmiş olunca hemen sessizliğe koşarız. Çünkü sessizlik bazen hiç olmadığı kadar iyi gelir. Kendimizi dış dünyaya kapatır ve ruhumuzu dinlemeye koyuluruz. Bu aslında bitmiş olan enerjimizi yeniden toplama süreci demektir. O anda etrafta hiç ses olmasın, sadece kafamı dinleyeyim deriz.

Sessizlik bazen can acıtıcı olabilir. Sanki bir başınız aklamış gibi hisseder, kendinizi çaresiz bir halde buluverirsiniz. Aslında her şeyde olduğu gibi sessizliğin de bir yere kadar derecesi vardır.  Bu yüzden sessizliği yüksek bir dağın zirvesine benzetebiliriz. Sürekli orada kalamayacağımızı bilmeliyiz. Sadece en gerekli anlarda kendimizi sessizliğin dünyasına bırakmalıyız. Çünkü orada sürekli kalınca üşürüz, soğuktan donarız. Hiç uğramasak da gönlümüz açılmaz. Görüldüğü gibi sessizliğin de bir ölçüsü olmalıdır. Fazlası psikolojimizi bozabilir, hiç olmaması da ruhunuzu dinlendirmeye engeldir.

Örneğin kalabalık bir yerde uzun bir süre kalınca beynimiz zonklamaya başlar. Beynimiz çok fazla çalıştığı için artık kafamız basmaz. Bu durumda tek çare sessizlik olacaktır. İşte, okulda, gürültünün çok olduğu yerlerde bu durumu yaşamak mümkündür. Oradan ayrılıp sessiz bir yere gitmeyi kurtuluş olarak görürüz.

Sonuç olarak insan bazen sessizliğe ihtiyaç duyar. O anda her şeyden uzaklaşarak o tılsımlı, dinlenme fırsatı sunan dünyaya girilir. Bir müddet geçtikten sonra ise tekrar normal hayatın akışına devam etmeliyiz. Böylelikle yapacağımız işler için gücümüzü yerine gelir ve dinlenmiş oluruz.

Post a Comment

Daha yeni Daha eski