Bu yazımızda doğa ile savaş halindeyiz eğer kazanırsak, kaybedeceğiz sözü ile ilgili bir kompozisyon hakkında kısaca söz edeceğiz.

Biz insanlar sanki doğayı kendimiz rakip olarak görüyoruz. Her şeyde bir üstünlük kurma fikrimiz doğa için de geçerlidir. Yaptığımız faaliyetlerin hepsi doğaya zarar verici türdendir. Mesela yerleşim yeri açmak, tarım faaliyetleri yapmak için yeşili yok ediyor, araziler açıyoruz. Şehirlerde özelikle betonlaşmaya ağırlık veriyor. Bütün bunlar doğanın kendiliğinden işleyen seyrini olumsuz etkiliyor.

Eğer yaptığımız bu faaliyetler sonucunda tam anlamıyla doğaya galip gelirsek işte o zaman asıl kaybeden taraf biz olacağız. Doğadaki doğal düzeni bozmak demek yaşam kaynaklarını yok etmek anlamına gelmektedir. Bizim de temiz suya, yağışlara, doğada yetişen ürünlere her şeyden önce tertemiz soluduğumuz oksijen dolu havaya ihtiyacımız vardır. Doğanın düzenini bozduğumuz takdirde bunun en acı faturası yine biz insanlara kesilecek. Hayatımızı sürdürmek için gerekli bütün besinleri doğadan temin ediyoruz. Gerek içme suyu, gereksel bitkisel ürünler gerekse hayvansal gıdalara aslında doğa tarafından insanlığa serilen sofrada çok önemli yer edinmektedir. Bu sofradaki çeşitlilik ne kadar azalırsa o zaman yaşamsal imkanlar da azalmış demektir.

Son olarak doğaya verilen her türlü tahribat kaynakların tükenmesine yol açacak, buna bağlı olarak da besinlerimiz, su kaynaklarımız, hayvanlardan ve bitkilerden elde edilen yiyeceklerimiz de giderek yok olacaktır. Bu da savaş ve mücadele halinde olduğumuz doğayı yenmiş gibi görünmemize rağmen aslında kaybedeceğimizi vurgulamaktadır.

Post a Comment

Daha yeni Daha eski